• 21 Ocak 2021 Perşembe
SAVAŞ RİSKİ VAR! 0 Yorum1 BEĞENİ
SAVAŞ RİSKİ VAR!

SAVAŞ RİSKİ VAR!

16 Şubat 2020 Pazar          

Dr. Ataalp PINARER 

 

 

TÜRKİYE İLE SURİYE REJİM GÜÇLERİ ARASINDAKİ

BİR ÇATIŞMA RİSKİ HİÇ OLMADIĞI KADAR ARTTI

 

   

İdlib’te rejim güçlerinin Rus hava kuvvetleri ve İranlı milislerin desteğindeki saldırılarını artırmaları ve ilerleyişlerini hızlandırmaları, Türk güçleri ile Suriye rejim güçleri arasındaki bir çatışma ihtimalini en yüksek noktaya çıkarmış durumda.

 

 

Türkiye’nin hem iç hem de dış politikada sıkışmış olması bu ihtimali artıran iki ana nedendir.

Türkiye gözlem noktalarını tahliye ederek,  İdlib'den çıkarsa, Afrin'den, El Bab'dan ve Fırat'ın Doğusu’ndaki yerlerden de çıkması gündeme gelecek, bu yönde yoğun baskılarla karşılaşacaktır. 

İdlib’te konuşlu cihatçı yapıların Türkiye’ye geçmesi Türkiye için istenmeyen çok ciddi güvenlik riskleri doğuracaktır.

İdlib’te Türkiye’nin kurup beslediği on binleri aşan bir Suriye Milli Ordusu’nun ne yapılacağı, nerede konuşlandırılacağı ciddi bir sorun oluşturacaktır. Bunların bir kısmı Libya’ya taşınmış veya taşınmaktadır. İleride Türkiye’nin başını ağrıtacak ayrı bir sorun oluşturacak bu yaklaşım dahi bu sorunu çözemez.

Suriye'den çekilmesi halinde Türkiye, barış görüşmelerinde masada söz sahibi olma ve Suriye'nin siyasi geleceğinde yer alma hedefini de yitirmiş olacaktır.

Türkiye’nin İdlib’te ve yakın çevresinde on iki karakolda konuşlanmış yaklaşık 12.000 askeri bulunmakta ve bu karakollardan en az beşi rejim kuvvetlerince kuşatılmış durumdadır.

Türkiye’nin Rusya aracılığıyla ateşkes ilan edilmesi yönündeki çabaları, Rusya’nın elindeki kozların oldukça büyük olduğu inancına sahip olması nedeniyle çalışmamaktadır.

İdlib’te bulunan üç milyonu aşkın Suriyeli’nin yeni bir göç dalgası oluşturarak Türkiye’ye sığınması bir sonraki seçimin kesin olarak kaybedilmesi riskini oluşturacağından, oy kaybı hızla artan AKP iktidarının, iç politik hesaplarla böyle bir riski alması neredeyse imkânsıza yakındır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 Şubat’ta, ay sonuna kadar saldırılarına son vermezler ve önceki sınırlarına geri dönmezlerse rejim güçlerine karşı askeri harekâta girişileceği yönündeki tehditleri gerginliğe yeni bir boyut kazandırmıştır.

Türk ordusu kararlılığını göstermek ve öncelikle caydırıcılık sağlamak üzere, İdlib'de bulunan gözlem noktalarına fırtına obüsleri, modernize edilmiş çok sayıda M60 tankı, Zırhlı Personel Taşıyıcı(ZPT), iş makinesi ve binlerce askerle çok yoğun bir askeri sevkiyat yapmaya başlamıştır.

Rejim güçlerinin hedefi öncelikle İdlib’in yaşayan halkın savaşçı unsurlarla beraber yoğun hava ve topçu bombardımanı ile kuzeye Türkiye sınırları içine süpürülerek İdlib’te kontrolü ele geçirmektir. Rejim bu hedeften sonra Türkiye’nin ele geçirdiği diğer bölgelerden çıkarılması için diplomatik üstünlük kazanabilecek, PYD-YPG hâkimiyetindeki bölgelerin verilecek bazı tavizlerle de olsa tekrar ele geçirilmesi rejim açısında mümkün olacaktır.

Rejim güçleri tarafından Türk gözlem noktalarına herhangi bir saldırının olması düşük bir ihtimaldir. Ancak, Türkiye'yi savaşa ya da sıcak çatışmanın içine çekebilmek için gözlem noktalarının bu cihatçı gruplar tarafından vurulma tehlikesi de olasılık dâhilindedir. Ayrıca son günlerde yoğun olarak sevk edilen Türk birliklerinin Suriye birliklerinin ilerlemesini durdurmak üzere bir savunma hattı oluşturacağı aşikârdır. Bu hattın gözlem noktası statüsü içine girmeyeceği ve özellikle hedef gözetmeyen hava bombardımanlarının hedefi olabileceği gözden uzak tutulamaz.

Türk ordusu bölgede hava unsurlarını kullanamamasına rağmen, fırtına obüsleri, tankları ile ciddi bir ateş desteğine sahiptir. İlerleyen rejim güçlerinin yoğun topçu ateşi ile durdurulması ve yakın muharebe için Özgür Suriye Ordusu unsurlarının kullanılması akla yakın gelen bir seçenektir. Yani kısaca rejim güçlerinin ilerleyişini durdurmak ancak bu şekilde mümkün olabilir.

Sonuç olarak, İdlib’te doğrudan Türk-Suriye rejim güçleri çatışması, hatta ve hatta Türk-Rus çatışması riski en yüksek seviyeye çıkmıştır.

Böyle bir çatışma, Fırat’ın doğusu, Irak, Libya ve Doğu Akdeniz’deki gerilimli durumlar göz önüne alındığında Türkiye’nin önüne çok ciddi bir ekonomik fatura getirecektir.


620 Görüntülenme Sayısı
Kategori : ANALİZLER
  

Sizin Yorumlarınız Bizim İçin Önemli *